Yeni güç dengeleri İsrail’i diken üstünde bırakıyor!

Siyonist işgale karşı olan cephe geçmişte olmadığı kadar güçlendi. İsrail’i diken üstünde bırakan güç dengelerindeki bu yeni durumu değiştirmek, Siyonistlerin gücünü aşıyor. Tek umutları, güç dengelerini değiştirmek için ABD emperyalizmini savaşa ikna etmek.

ABD başkanı Donald Trump’ın İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan tek taraflı çekildiğini ilan etmesinin ardından, siyonist İsrail Suriye’yi hedef alan füze saldırısı gerçekleştirdi. Sırtını batılı emperyalistlere dayayan İsrail, her zamanki gibi uluslararası anlaşmaları ayaklar altına alarak Suriye topraklarına 80’i aşkın füze attı. Füzelerin yarıdan fazlası Suriye hava savunma sistemleri tarafından imha edilirken, bir kısmı askeri alanlara düştü.

İsrail’in fütursuz saldırganlığı batılı emperyalistlerle körfez şeyhleri tarafından desteklendi. Suriye ordusunun saldırıya karşılık vermesi ise, bu güçler tarafından kınandı. Yine her zamanki gibi riyakarlar…

İsrail yalanları alıcı bulacak mı?

İsrail saldırırken pervasızdı, ancak ummadığı kapsamda bir yanıt alınca da panikledi. Saldırıya maruz kalan da yanıt veren de Suriye ordusu olmasına rağmen, siyonistler sürekli İran’ı suçluyorlar. Suriye işgal altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan İsrail ordusuna ait hedefleri vurunca, siyonist medya, “İran ilk defa İsrail’e doğrudan saldırıda bulundu” haber/yorumlarıyla dolup taştı…

Cihatçı çetelerin Suriye’de yenilmesi, İsrail’in de planlarını bozdu. Zira Suriye yıkılsaydı Filistin/Lübnan direnişleri zayıflatılabilir, sıra İran’a gelirdi. Oysa sonuç tersi oldu. Siyonist işgale karşı olan cephe geçmişte olmadığı kadar güçlendi. İsrail’i diken üstünde bırakan güç dengelerindeki bu yeni durumu değiştirmek, Siyonistlerin gücünü aşıyor. Tek umutları, güç dengelerini değiştirmek için ABD emperyalizmini savaşa ikna etmek.

‘Siyonist İsrail’le şeriatçı körfez şeyhleri koalisyonu’nun her taşın altında İran bulması bu ikna çalışmasının ürünüdür. Trump gibi faşist zihniyetli bir işadamının ABD başkanı olmasını fırsat sayıyorlar. “Hazır nükleer anlaşmadan çekilmişken Trump’ı İran’a saldırtabilir miyiz?” diye çırpınıyorlar. Suriye’ye saldıran, Suriye ordusunun verdiği karşılığa maruz kalan siyonistler gibi körfez şeyhleri de her söze İran’la başlayıp İran’la bitiriyorlar. Bu arada elinde kayda değer bir bahane olmadığı için yalanlara başvuran, uluslararası toplantılarda şovlar yapan İsrail başbakanı Benyamin Netanyahu, emperyalist şefler tarafından bile ciddiye alınmıyor. Verili koşullarda kimse ‘İsrail’in güvenliği’ için Ortadoğu’da kapsamlı bir savaşa girmeye hevesli görünmüyor. Bu ise siyonist şeflerin açmazını derinleştiriyor. Hem savaş kışkırtıcılığı yapıyorlar hem korkuyorlar. Çünkü istedikleri zaman istedikleri yeri bedel ödemeden bombalama dönemi kapanmıştır.

“İsrail’le kapsamlı bir savaşa hazırdık!”

Onlarca savaş uçağıyla saldırı emri veren siyonist şefler, ertesi gün, “kırmızı çizgileri çiğneyen İran’a gerekli/yeterli bir yanıt verdik. Bölgede gerilimin tırmanmasını istemiyoruz” diye açıklama yaptılar. Aynı mesajı Rusya aracılığıyla Suriye’ye ulaştırdıklarına dair haberler de yayınlandı.

Küstahlıkta sınır tanımayan siyonist şeflerin birden “barış güvercini” kesilmeleri tesadüf değil. 1974 yılından beri ilk defa İsrail’in Golan Tepeleri’ndeki askeri tesisleri vuruldu. Suriye, İsrail savaş uçağını düşürdüğünde yeni bir stratejiye geçiş yaptığını ilan etmişti. Son olayda bu tutum bir adım daha ileri götürülerek, işgalci İsrail ordusunun Golan Tepeleri’indeki askeri tesisleri de vuruldu. 50’yi aşkın füzeyle yapılan saldırıda dört hedefin vurulduğu bildirildi.

“Olağan” koşullarda İsrail böyle bir saldırıya sert karşılık verirdi. Oysa tam tersi oldu. Siyonist şefler, “bölgede gerilimin tırmanmasını istemiyoruz” demek zorunda kaldılar. İsrail’i buna zorlayan, Suriye ile müttefiklerinin olası bir savaşa hazır olduklarını göstermiş olmalarıdır. Zira savaşı göze almadan İsrail ordusunun askeri tesisleri vurulamaz. Nitekim bunu fark ettiği anda harekete geçen siyonist şefler, “gerilimi tırmandırmak istemiyoruz” mesajını Şam’a gönderdiler.

Bu arada Al Mayadin kanalına açıklama yapan bir kaynak, “İsrail’le kapsamlı bir savaşa hazırdık” bilgisini verdi. Saldırı sonrasında İsrail’in tutumu da bu bilgiyi teyit eder niteliktedir. Buna rağmen İsrail’in fırsat buldukça saldırı düzenlemesi mümkündür. Ancak her durumda bedel ödemek zorunda kalacaktır. Batılı emperyalistlerin desteğine yaslanan İsrail’in saldırganlığı ise, halen bölge halkları için ciddi bir risk oluşturuyor.