“Eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim!”

Eğitim en temel insan hakkıdır. Her geçen gün daha da niteliksizleşen, gerici ve paralı hale getirilen eğitim, kapitalist sistemin çıkarlarına göre şekillendiriliyor. Oysa eğitimin eşit, parasız, bilimsel olması, anadilde verilmesi gerekiyor. Gençlik geleceğine sahip çıkmalı, eşit, parasız, bilimsel ve anadilde eğitim için mücadelesini yükseltmelidir.

Geçtiğimiz günlerde, sermayenin “demir yumruğu” Erdoğan, Yıldız Teknik Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Türkiye Gençlik Zirvesi’nde bir konuşma yaptı. Gençliği övüp göklere çıkardığı ilk sözlerinin ardından asıl meseleye gelerek üniversitelilere vaazlarda bulundu. Üniversitelilerin eğitim döneminde aldıkları geri ödemesiz bursların onları bedavaya alıştırdığını iddia etti. Gençlere geri ödemeli burs almaları “öneri”sinde bulunarak, eğitim sonrasında girdikleri sigortalı bir işle kredi borcunu ödeyebileceklerini söyledi.

Türkiye Gençlik Zirvesi’nin ardından, AKP TBMM Grup Toplantısı’nda da konuşan Erdoğan, “Bazı öğrencilerimiz ‘illa da’ burs diyor. Evladım, illa da burs yok! Sen krediye de müracaat etsen, faiz uygulaması yok. Size en uygun taksitlerle ve sigortalı işe girdiğiniz zaman devlet bunu sizden tahsil edecek” dedi. Bu konuşmaların ardından, devlet bursu alan birçok kişinin bursu, “düşük not” bahanesiyle, hiçbir bilgilendirme yapılmadan krediye çevrildi.

Erdoğan’ın son dönemde toplumun her kesimine seslendiği konuşmalarının gerisinde, dünya ölçüsünde yaşanan ekonomik krizin giderek derinleşmesi var. Türkiye bu krizden yoğun olarak etkilenen ülkelerden biri. Sermaye devleti, krizin faturasını işçi ve emekçilere ödettirmek için bin bir türlü yola başvuruyor. Sosyal haklarının gasp edilmesi, maaşlarının erimesi, işten atmalarla bir yandan işçilere ve emekçilere saldırı gerçekleştirilirken, diğer yandan emekçi çocuklarına da fatura çıkarılıyor. Erdoğan’ın üniversitelilerin burslarına göz dikmesi, krizin faturasının gençliğe de ödettirilmek istendiğini gösteriyor.

Öğrenci kredilerinin mezun olduktan sonra girilecek sigortalı bir işle geri ödenebileceği vaazında bulunan Erdoğan, gençliği ilgilendiren çok daha önemli bir sorunu, kriz ile daha da büyüyecek genç işsizlik oranını ise görmezden geliyor.

TÜİK’in Haziran 2018 verilerine göre, yükseköğretim mezunu işsizlerin oranı, yüzde 12.7’dir. OECD ortalamasının iki katı olan bu oran, Türkiye’de bir milyona yakın üniversite mezununun işsiz olduğunu gösteriyor. Tüm işsizlerin yüzde 28’ini üniversite mezunları oluşturuyor. KYK Genel Müdürlüğü, “Öğrenim/katkı kredisi alan ve muhtelif yıllarda borçlarını zamanında ödemediği için … 2018 yılında vergi dairesine bildirilen borçlu sayısının 279.897 kişi” olduğunu açıklıyor. 2017 yılına ait kredi ve öğrenim borcunu ödeyemeyen öğrenci sayısı 342 bin 282, borç miktarı ise 2 milyar 95 milyon 228 bin 502 lira.

Henüz meslek edinmeden devlete borçlandırılan gençler, mezun olduklarında da borçlu olarak diplomalı işsizler ordusuna katılıyorlar. 

Verilen burslar ve krediler ise ihtiyaçları karşılamaktan çok uzak. Yurtlara, yemekhaneye, ulaşıma, temel tüketim maddelerine yapılan yüksek zamlar nedeniyle gençler bin bir güçlükle eğitimlerini sürdürmeye çalışıyorlar.

Eğitim en temel insan hakkıdır. Her geçen gün daha da niteliksizleşen, gerici ve paralı hale getirilen eğitim, kapitalist sistemin çıkarlarına göre şekillendiriliyor. Oysa eğitimin eşit, parasız, bilimsel olması, anadilde verilmesi gerekiyor. Gençlik geleceğine sahip çıkmalı, eşit, parasız, bilimsel ve anadilde eğitim için mücadelesini yükseltmelidir.

P. Sevra