Sinan yoldaşa veda değil, “Merhaba!”

Veda etmiyoruz! Yoldaş söylediğimiz her türküde, zorlandığımız her anda ve güldüğümüz her anıda ve dahası, işçi sınıfını iktidarı almaya taşıyacak en küçüğünden en büyük eyleme dek bizimle olacak. Mücadeleye katılan, ileriye atılan her bir yeni yoldaşı sıcak gülümsemesi ile sarmalayacak ve heyecanla üzerine titreyecek.

Sinan yoldaşı ölümsüzlüğe uğurladık. Naaşını omuzlarımızda, bilincini yumruğumuzda, acısını ve öfkesini yüreğimizde, özünü, yani partimizi bayrağımızda taşıdık.

Gözlerimizdeki yaş ile sonsuz karşılaşmanın ve tesadüflerin ayırdında tarihimize sımsıkı sarıldık. Yoldaşın sonsuzluğa uğurlanışı, geçmiş ile gelecek arasında kurulan bir köprüydü. Dokuz aylık Deniz’den 90 yaşındaki anaya, sokaktaki kedilerden naaşın üzerindeki karanfillere dek sonsuz gurur ve hüznü beraber taşıdık. Ölüm ve yaşam bütün ihtişamı ile yoldaşa duyduğu derin saygıyı gösterdi.

Yoldaşın gözü arkada kalmayacak, buna hiç kuşkumuz yok! Komünistler için tarih bilinci ne ise, insan için emek ne ise, doğa için diyalektik ne ise yoldaşımızda cisimleşen, vücut bulan ve bize aktarılan da odur. Biz genç komünistlere devrettiği parti bayrağına sımsıkı sarılıyoruz.

Dersim’in dağlarından fabrika havzalarına, “Tahsin Hoca’dan” “Karadayı”ya; Sinan yoldaşa uzanan süreç bir tarihtir. Ekim’in ve TKİP’nin, yani partimizin kurucularındandır yoldaş. Kurucu olmak, dümdüz bir yolun yolcusu olmak değildir. Yoldaşın parçası olduğu hareketimiz bilinçli bir tercih ve bin bir emeğin ürünü olarak devrimci kalmıştır.

Biz genç devrimcilerin mücadele içerisinde karşılaştığımız ilk saldırı şu sözlerle belirir: “Şu yaşını bir geç de gerçek yaşamla tanışınca görürsün. İşini eline al, yine mücadele edersin…”

Yoldaşımız gerçek bir hayat yaşamış, dövüşerek düşmüş, “ayakta ölmüştür”. Dosta ve düşmana, her şeye inat bu yaşa kadar da devrimci yaşanabildiğini göstermiştir. Hem de “sözde devrimcilik” değil, devrimci bir partinin profesyonel bir kadrosu olarak... Devrimciliğin olmazsa olmazı olan örgütlü yaşamı sürdürerek... Yoldaşın yaşamından ve dolaysız olarak partimizin tarihinden öğrenecek çok şeyimiz var. Davaya sarsılmaz bağından, örgütçü yanından, militanlığından, mütevazi kişiliğinden, görev adamı olmasından, partiyi büyütmek için maddi ve manevi her türlü çabasından... Yoldaşın hayatı biz genç komünistler ve mücadele içindeki her bir insan için eğitici ve dönüştürücü olacaktır. Şimdi bizlere düşen, yoldaşın ölümsüzlüğü ile bizlere bıraktığı şey, parti ile bütünleşmek ve partiyi büyütmektir.

Veda etmiyoruz! Yoldaş söylediğimiz her türküde, zorlandığımız her anda ve güldüğümüz her anıda ve dahası, işçi sınıfını iktidarı almaya taşıyacak en küçüğünden en büyük eyleme dek bizimle olacak. Mücadeleye katılan, ileriye atılan her bir yeni yoldaşı sıcak gülümsemesi ile sarmalayacak ve heyecanla üzerine titreyecek. Geçmişin devrimci değerlerine duyduğu hassasiyeti gelecek her bir anda ve insanda yaşatacak.

Ne mutlu bize ki, bu topraklarda Sinan yoldaş gibi fedakar devrimcilerin emeğini geleceğe taşıyacak partimiz var. Partimiz yaşadıkça yoldaşlarımız ölümsüzdür! Bu tarihsel eylemin ve büyük bir ailenin parçası olmak Sinan yoldaş ile hiç ayrılmamaktır. “Gelecek mutlak bizimdir!”

Sinan yoldaş ölümsüzdür!

Yaşasın TKİP!

Genç Komünistler
8 Ekim 2018