Greif işgalini yargılayanların karşısında, grev hakkını kullanan Greif işçilerinin yanındayız!

İşçi Emekçi Kadın Komisyonları olarak nasıl ki Greif fabrikasının işgal döneminden başlayarak aktif bir şekilde Greif’in kadın işçilerinin yanında olduysak, işgal ve direniş sürecinde kadın işçilerin örgütlü gücünü ortaya çıkartmak için dava sürecinde de sermaye devletinin karşısında işçilerin yanındayız!

Ücretli köleliğe, düşük ücretlere, 44 taşerona karşı greve çıkan, fabrikalarını işgal eden Greif işçilerine dört yıl sonra devlet tarafından dava açıldı. 191 işçiye...

İşçiler, adım adım örgütlenerek başlattıkları mücadelenin sözleşme aşamasında, patronun uzlaşmaz tutumuna 10 Şubat 2014’te üretimi durdurarak yanıt verdiler. 10 Şubat’ta başlayan fabrika işgali 10 Nisan’da polisin saldırısına kadar sürdü. Fabrikanın örgütlenme sürecinde, grevde, işgalde, sonrasında sendikada süren direnişte kadın işçiler mücadeleyi hep daha da  güçlendirenlerdi. Özellikle işgal süreci ile birlikte hızlıca bilinçlenen kadın işçiler, kendi sorunları etrafında da örgütlenerek direnişin önemli örneklerini ve deneyimlerini yarattılar. 

Greif davası yargılanamaz!

Greif davası; sözleşme hakkına sahip çıkmaktır!

Greif davası; söz-yetki-karar hakkının işçilerde olmasıdır!

Greif davası; sendikal bürokrasiye karşı mücadele demektir!

Greif davası; düzenin yasalarına takılmamak, fiili-meşru mücadele çizgisi ile hareket etmek demektir!

Greif davası; sermayeye ve taşeron köleliğine karşı bayrak kaldırmaktır!

Greif davası; kadın işçilerin örgütlü daha güçlü, kendi örgütlülüğü ile daha özgüvenli, direnişle özgür olduğunun gösterilmesidir!

Kadın işçiler, örgütlenme sürecinde yeterince aktif olamasalar da işgal ile birlikte onlar için zorluk alanları olan engeller daha hızlı geride kalmaya başladı. İşgal komitesi başta olmak üzere komisyonlarda yer aldılar, böylece işgalin tüm süreçlerine hakim oldular. Emekçi Kadın Komisyonu’nu kurdular. Bu komisyon ile örgütlülük düzeyleri arttı. Kadın işçilerin gündemlerini panellerle, etkinliklerle gündemleştirdiler. Kısacası Greif işgal fabrikasında kadın işçilerin direniş içerisinde bilinçlenmede, örgütlenmede ne kadar hızlı yol alabildiklerini gördük. Süreçlerin öznesi olarak davrandıklarında kendi yaşamlarına, haklarına, geleceklerine dair karar veren, önlerindeki setleri deviren güçlerini fark etmelerini sağladılar. 44 taşeronun tetikçileri işçilerin üzerine saldırdığında en önde kadın işçiler dikildi. Boğaz Köprüsü’nü keserek seslerini duyurmak için eylem yapan da kadın işçilerdi. Direnişin her boyutunda güç katan kadın işçiler, yıllardır çalıştıkları fabrikada erkek işçilerle oluşturamadıkları kardeşleşmeyi, omuz omuza davranmayı başardılar.

Greif işgali ve direnişine yaşandıktan dört yıl sonra dava açılması bir tesadüf değil. OHAL ile işçinin üzerinden silindir gibi geçmeye çalışan, grevleri yasaklayan, işçi haklarını hiç eden, çalışma koşulları iyileşsin diyen üçüncü havalimanı işçilerini tutuklayan sermaye devletinin özel bir hedef tercihidir bu dava. İşçilerin huzursuzluğunun arttığı, tepkinin biriktiği böylesi bir dönemde oluşabilecek bir patlamadan önce işçilere verilmeye çalışılan bir gözdağıdır.

İşçi Emekçi Kadın Komisyonları olarak nasıl ki Greif fabrikasının işgal döneminden başlayarak aktif bir şekilde Greif’in kadın işçilerinin yanında olduysak, işgal ve direniş sürecinde kadın işçilerin örgütlü gücünü ortaya çıkartmak için dava sürecinde de sermaye devletinin karşısında işçilerin yanındayız!

Tüm işçileri, emekçileri, kadınları, gençleri grev hakkını ve Greif işçilerinin mücadelesini sahiplenmeye; 12 Kasım Pazartesi, saat 09.30’da Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde olmaya çağırıyoruz!

İşçi Emekçi Kadın Komisyonları