“Herşeyi tersine çevirebilecek güç işçilerin ellerinde!”

Paksan Makina'da yaşanan işten atma saldırısı sonucunda fabrika önünde direnen işçilerden Uğur İlter, işten atılma ve direniş sürecinde yaşananları anlattı.

Geçtiğimiz hafta Paksan Makina'da yaşanan işten atma saldırısı sonucunda fabrika önünde direnen işçilerden Uğur İlter ile konuştuk.

Gazetemizin sorularını cevaplayan İlter, Paksan Makina'nın sendikalı bir işyeri olmasına rağmen, paketleme bölümündeki işçilerin taşeron işçisi olarak çalıştırıldığını ifade ederek sözlerine başladı. İşe girdiği günden itibaren taşerona karşı mücadeleye başladığını belirten İlter, yanında çalışan işçilerin sendikalı olduğunu, “aynı işi yapıp farklı ücret almalarının”, örgütlenme süreçlerinin ilk adımı olduğunu dile getirdi. İşyeri yönetiminin işçilerin sendikaya üye olma talebini 100-200 lira gibi zamlarla geçiştirmek istediğini, buna karşın kendilerinin sendikalı olmaktan yana tavır koyduğunu ifade eden İlter, sonraki süreci “Arkadaşlarla toplantı yaptık. O zaman sayımız fazlaydı. El birliği yaptık. Bir arkadaşımız sendikaya üye olduktan iki hafta sonra, Ramazan ayının ilk günü işten atıldı. Bu da bizi öfkelendirdi” diyerek anlattı.

Sendikal ücret hakkımızı istedik, işten atıldık”

Eşit işe eşit ücret talebiyle başlattıkları mücadeleyi sendikalı bir şekilde yürütmek istediklerini söyleyen İlter, “Çok farklı bir işkolunda, taşımacılık işkolunda gözüküyorduk. Bilirkişi raporu istedik. Bilirkişi raporu geldikten sonra, bir arkadaşımız e-devlete girdiğinde metal işkolunda olduğumuzu görüyor” dedi. Kısa bir zamanda sendikaya üye olduklarını belirten İlter, “Sendika baş temsilcisi yanımıza geldi. Sendika üyeliğini bir süre gizli tutalım dedi. Biz de gizli tutulacak bir şey yok. Sendikalı olduğumuzu açıktan söyleyelim” dedi. Aradan geçen bir aya rağmen, sendikal haklardan faydalanamadıklarını belirten İlter, alacak davası açtıklarını sözlerine ekledi. “Sendikal ücret hakkımızı istiyoruz. Aradan iki ay geçiyor. Temmuz'un 31'nde bizi işten attılar” dedi. İlter işten atılma süreçlerini ise şu sözlerle aktardı: “Sabah 08.00-16.00 vardiyası işe gelirken bir arkadaşımızı çağırıyorlar. Çıkışını veriyorlar. Biz 24.00-08.00 çalışıyorduk. Bizi de çağırdılar. Fabrika müdürü, bir kişi daha var yanında, tanımıyoruz onu, bir de fabrika muhasebecisi. Müdür dedi ki; ‘Bu sizin patronunuz.’ Patron 25-30 yaşında bir adam. Şöyle dedi; ‘Paksan bize iş vermiyor. Baktem Lojistik olarak size verecek işimiz yok. Bu yüzden iş akdinize son veriyoruz.’ Biz de avukatı aradık. O da bize ‘Kağıda tüm yasal haklarımız saklıdır diye yazın imzalayın’ dedi. Biz de yaptık.”

Sendika bizi yalnız bıraktı”

İşten atıldıktan sonra, bir araya geldiklerini ifaden eden İlter, “Beş kişi toplandık. Sendika temsilcisini aradık. ‘Görüşelim’ dedik. Üç temsilci geldi. Oturduk. ‘Ne istiyorsunuz, ne yapmak istiyorsunuz?’ dediler. İşten atılmamızın çok kolay olmadığını göstermek gerektiğini söyledik. Çok sinirliydik. ‘Oturma eylemi yapacağız. Pankart açacağız. Buna hazırız’ dedik. O da, ‘Tek başıma bir şey diyemem, merkezi aramam lazım’ dedi. Aradı. Sendika da ‘sabah iki vardiyayı toplayalım, basın açıklaması yapalım, dağılsınlar’ demiş. Biz de ‘çok ucuz, bu bizi kurtarmaz. Kesinlikle böyle bir şey istemiyoruz. Biz oturma eylemi yapacağız’ dedik. Temsilci ise bize ‘sendika böyle birşeyi desteklemiyor. Sendikanın sunduğu eylem biçimi budur. Kabul ediyorsanız edin, kabul etmiyorsanız kendiniz yapın’ dedi. Biz de, sendika olsun olmasın oturacağız. İşçiyi işten atmanın bu kadar kolay olmadığını göstereceğiz” şeklinde aktardı.

Taşeronu kaldırdık, kazandık!”

İşten atılma saldırısı ile karşılaşmış olsalar da aslolarak kazandıklarını ifade eden İlter, “Bizim yerimize gelenler sendikalı oldu, ama biz işten atıldık. Bir anlamıyla taşeronu kaldırdık. Bir kazanım aslında” dedi. Paksan Makina patronunun taşeronlaştırma saldırısını durdurduklarını ifade etti.

Sendikadan değil, sendikacıdan şikayetçiyim!”

İlter direniş sürecini, “Kendi başımıza bir direniş örgütledik. İşten atılmadan önce sendikaya işten atılabileceğimizi, önlem almaları gerektiğini söyledik. Ancak sendika pasif kaldı. Sendikadan şikayetçi değilim, ama sendikacıdan şikayetçiyim” diye belirtti. Sendika temsilcisinin görevini yerini getirmediğini ifade eden İlter,“Sendikacı işini yapmadı. Orada bir tutum sergileyebilirdi. Sendika merkezi bir karar verip dedi ki bu eylem tavrını biz istemiyoruz ama biz senelerdir çalışıyoruz bu iş yerinde. Bize yardım edebilirdi. Etmedi. Biraz buruk kaldık. Yalnız kaldık. Sadece avukat yardımcı oldu. Onun dışında sendikadan bir yardım görmedik. Altımızda bir sandalye dahi yoktu. Gidip DHL direnişçilerinden aldık” dedi.

Direnişin sonraki seyrine dair sorumuzu ise “Fabrika kapalı. Bu bizim için dezavantaj. Üç haftamız var. Bu üç hafta içinde tekrardan buluşup arkadaşlarla görüşeceğiz. Eylemi ya devam ettireceğiz ya da basın açıklaması ile sonlandıracağız” dedi.

Kimseye değil, birbirinize güvenin!”

Kendisinin 29 Ocak 2015 grevinde direnen Paksan işçilerine desteğe geldiğini ifade eden İlter, “Destek verdiğim fabrikadan eylemci olarak ayrıldım” dedi. Gazetemiz aracılığı ile işçilere seslenen İlter, “Her zaman arkadaşlara söylüyordum, kimseye güvenmeyin birbirinize güvenin. Örgütlü mücadeleden vazgeçmemeleri lazım. Üretimden gelen güçlerini kullanmaları lazım. Herşeyi tersine çevirebilecek güç işçilerin ellerinde, bu güçlerini bilsinler” dedi.

Kızıl Bayrak / Küçükçekmece