Saldırılara karşı barikat kurmalıyız!

Fabrikalarda çalışan öncü işçiler olarak var olan tepkiyi harekete geçirebilmemiz lazım. Bu süreçte Greif gibi direnişler yaşanabilirse emekçi yığınlar motivasyon kazanır ve işçi-emekçi direnişlerinin önü açılabilir.

Türkiye’de bir ekonomik kriz var. Krizin bir yanı papaz gerçekten. Ancak daha temel olanı Trump, Erdoğan’ı uysallaştırmak istiyor. Ülkede dış ticarete bağımlı yaşamamız, hayvancılığın bitmesi, tarımsal üretimin iflas etmesi doların fırlamasına neden oluyor. Bunun faturası emekçilere kesilecek bu kesin. Buna karşı bir barikat kurabilirsek saldırıları göğüsleyebilir, karşı koyabiliriz. Aksi halde işçi haklarına büyük saldırılar yaşanacak, işçi kıyımları gerçekleşecek.

Verili haliyle işçilerin kaygısı ekonomik çıkarları. Biz ekonomik taleplerimiz karşılandığında her şeyi kazanılmış görüyoruz. İşin siyasal yanını görmemiz, bu alanı genişletmemiz gerekiyor. Ekonomik talep demokratik talebe yönelmeli, o da devrimci süreci beslemelidir. Kazandığımız haklar ancak bu şekilde kalıcılaşabilir. Kazanılmış bir hakkın kalıcılaşması için ekonomik ve demokratik taleplerle birlikte bir iktidar perspektifine sahip olmalıyız.

Fabrikalarda çelişkilerin üzerine gitmek gerekir. Fabrikalarda yaşanacak saldırılara karşı “Krizi yaratan biz değiliz, sizsiniz. Faturayı da biz ödemeyeceğiz” demek gerekir. İşçi kıyımlarına, hak gasplarına karşı kenetlenmek gerekiyor. Çeşitli araçlarla işçinin bilincini yükseltmek gerekiyor. Bunu başardığımızda oradaki örgütlülük sağlamlaşacaktır. Eğitim süreciyle birlikte işçinin politik bir duruşu olacaktır.

Örneğin ben 2006 yılında yaşadığım fabrika direnişi süreci öncesi sınıf bilincinden uzak bir işçiydim. Ama direnişle birlikte sınıfsal bir bakış kazandım. Direnişle birlikte burjuva partilerinin değil devrimcilerin yanında olmam gerektiğini öğrendim. Yani süreç iyi okunabilirse, sınıfın öncüleri olanakları kullanarak sınıfı harekete geçirme zeminleri yakalayabilir.

Şu anda sendikaların durumu sarı sendikacılığı da geçti. Hepsi sınıfı unutmuş, kendi konumlarını koruma derdinde. Ama sendikanın bir suçu yok, suç sendikacılarda. Tabandan gelen bir hareketle bürokratik yönetimleri indirmek gerek. Fabrikalarda çalışan öncü işçiler olarak var olan tepkiyi harekete geçirebilmemiz lazım. Bu süreçte Greif gibi direnişler yaşanabilirse emekçi yığınlar motivasyon kazanır ve işçi-emekçi direnişlerinin önü açılabilir.

Tuzla’dan bir işçi